İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku; işçi ile işveren arasındaki çalışma ilişkisinin kurulması, devamı ve sona ermesi ile sosyal güvenlik haklarının kullanılmasına ilişkin kuralları düzenleyen hukuk alanıdır.
İş sözleşmesinin feshi, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, yıllık izin, işe iade, iş kazaları, meslek hastalıkları ve sosyal güvenlik hakları uygulamada en sık karşılaşılan konular arasındadır.
İş hukukunda yalnızca sözleşmenin içeriği değil, çalışma ilişkisinin fiilen nasıl yürütüldüğü de önem taşır.
İş Sözleşmesi Nedir?
İş
sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de bunun
karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.
İş
sözleşmeleri;
- belirli veya belirsiz süreli,
- tam veya kısmi süreli,
- deneme süreli,
- çağrı üzerine çalışma gibi
farklı
şekillerde kurulabilir.
Sözleşmenin
türü, tarafların hak ve yükümlülükleri bakımından önem taşır.
İşverenin Temel Yükümlülükleri
İşverenin
başlıca yükümlülükleri arasında;
- ücret ödeme,
- iş sağlığı ve güvenliğini
sağlama,
- işçiye eşit davranma,
- çalışma koşullarına uygun
hareket etme,
- yıllık izin ve diğer kanuni
hakları kullandırma,
- sosyal güvenlik bildirimlerini
yapma
gibi
yükümlülükler bulunmaktadır.
4857 sayılı
İş Kanunu, iş ilişkisinin temel unsurlarını düzenleyen başlıca kanunlardan
biridir.
İşçinin Temel Hakları
İşçinin
hakları yalnızca aldığı ücretle sınırlı değildir.
Çalışma
süresine ve işin niteliğine göre;
- ücret,
- fazla çalışma ücreti,
- hafta tatili,
- ulusal bayram ve genel tatil
ücreti,
- yıllık izin,
- kıdem tazminatı,
- ihbar tazminatı,
- iş güvencesi,
- iş sağlığı ve güvenliği
alanlarında
çeşitli haklar gündeme gelebilir.
Ücret Alacağı
Ücretin
zamanında ve eksiksiz ödenmesi işverenin temel borçlarından biridir.
Ücret
uyuşmazlığında yalnızca bordro değil;
- banka kayıtları,
- puantaj,
- işyeri kayıtları,
- elektronik yazışmalar,
- tanık anlatımları,
- çalışma düzenine ilişkin diğer
deliller
de
değerlendirmeye alınabilir.
Fazla Çalışma
Kanunda
belirlenen normal çalışma süresinin üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar, şartları
oluştuğunda fazla çalışma kapsamında değerlendirilebilir.
Fazla
çalışma iddiasında;
- haftalık çalışma süresi,
- işyerindeki çalışma düzeni,
- puantaj kayıtları,
- giriş-çıkış kayıtları,
- işyeri yazışmaları,
- tanık anlatımları
önem
taşıyabilir.
Her
işyerinde düzenli olarak fazla çalışma yapıldığı kabul edilemeyeceği gibi,
yalnızca işçinin beyanına dayanılarak her olayda aynı sonuca ulaşılması da
mümkün değildir.
Yıllık Ücretli İzin
Kanuni
şartları taşıyan işçiler yıllık ücretli izin hakkına sahiptir.
Yıllık izin
hakkı yalnızca işverenin takdirine bırakılmış bir sosyal hak değildir.
İzinlerin
kullandırılması, izin kayıtlarının tutulması ve kullanılmayan izinlerin iş
sözleşmesinin sona ermesi halinde doğuracağı sonuçlar bakımından özel hükümler
bulunmaktadır.
Kıdem Tazminatı
Kıdem
tazminatının doğup doğmadığı;
- işçinin çalışma süresi,
- iş sözleşmesinin sona erme
şekli,
- fesih nedeni,
- işçinin veya işverenin
gerçekleştirdiği fesih,
- kanunda öngörülen diğer şartlar
birlikte
değerlendirilerek belirlenir.
Bu nedenle
"bir yıl çalışan herkes kıdem tazminatı alır" şeklindeki genel ifade
tek başına yeterli değildir.
İhbar Tazminatı
Belirsiz
süreli iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinde, kanunda öngörülen bildirim
sürelerine uyulması gerekebilir.
Bildirim
süresine uyulmadan yapılan fesihlerde şartları oluşmuşsa ihbar tazminatı
gündeme gelebilir.
Bildirim
süresi ile kıdem tazminatı birbirinden farklı hukuki kavramlardır.
İş Sözleşmesinin Feshi
İş
sözleşmesinin sona erdirilmesi iş hukukundaki en önemli uyuşmazlık alanlarından
biridir.
Feshin;
- haklı nedene,
- geçerli nedene,
- geçersiz nedene
dayanıp
dayanmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Fesih
bildiriminin şekli, gerekçesi, zamanlaması ve işverenin elindeki belgeler önem
taşıyabilir.
İşe İade Davası
İş güvencesi
hükümlerinden yararlanma şartlarını taşıyan işçi, iş sözleşmesinin geçerli bir
neden olmadan sona erdirildiğini düşünüyorsa işe iade mekanizmasına
başvurabilir.
İşe iade
uyuşmazlıklarında süreler son derece önemlidir.
Fesih
tarihinden sonra arabuluculuk başvurusu ve anlaşma sağlanamaması halinde dava
açılması bakımından kanunda öngörülen sürelerin dikkatle takip edilmesi
gerekir.
İşçilik Alacaklarında Arabuluculuk
İşçi ve
işveren arasındaki birçok uyuşmazlık bakımından dava açılmadan önce zorunlu
arabuluculuk süreci bulunmaktadır.
Bu süreçte;
- kıdem tazminatı,
- ihbar tazminatı,
- ücret,
- fazla çalışma,
- yıllık izin,
- bazı diğer işçilik alacakları
gibi
talepler görüşülebilir.
Ancak hangi
uyuşmazlığın hangi arabuluculuk şartına tabi olduğu somut olay bakımından ayrıca
değerlendirilmelidir.
İş Kazası
İş kazaları
İş Hukuku ile Sosyal Güvenlik Hukukunun kesiştiği önemli alanlardan biridir.
Bir olayın
iş kazası sayılıp sayılmayacağı bakımından yalnızca olayın işyerinde
gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz.
5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndaki düzenlemeler
çerçevesinde olayın niteliği ve gerçekleşme koşulları değerlendirilir.
İş kazasının
ardından;
- SGK bakımından haklar,
- geçici iş göremezlik,
- sürekli iş göremezlik,
- gelir bağlanması,
- işverenin hukuki sorumluluğu,
- maddi ve manevi tazminat
gibi farklı
hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir.
Meslek Hastalığı
Meslek
hastalığı, yapılan işin niteliği veya çalışma şartları nedeniyle ortaya çıkan
hastalıkların sosyal güvenlik hukuku ve işverenin sorumluluğu bakımından
değerlendirilmesini gerektiren özel bir alandır.
Hastalığın
meslekle bağlantısının ortaya konulması, sağlık kayıtları, çalışma koşulları ve
gerektiğinde uzman incelemeleri önem taşır.
İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Sorumluluğu
İşverenin
çalışanların sağlık ve güvenliğini korumaya yönelik gerekli önlemleri alması
gerekir.
İş kazası
meydana geldiğinde işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde;
- alınan iş güvenliği tedbirleri,
- eğitimler,
- risk değerlendirmeleri,
- denetim,
- işçinin kusuru,
- üçüncü kişilerin kusuru,
- kazanın oluş şekli
gibi birçok
unsur birlikte incelenebilir.
Bir iş
kazasının meydana gelmiş olması tek başına işverenin yüzde yüz kusurlu olduğu
anlamına gelmez.
Sosyal Güvenlik Hukuku
Sosyal
Güvenlik Hukuku; sigortalılık, prim ödeme, emeklilik, malullük, ölüm, iş
kazası, meslek hastalığı ve sağlık hizmetlerinden yararlanma gibi birçok konuyu
kapsamaktadır.
Bu alanda
5510 sayılı Kanun temel düzenlemelerden biridir.
Sigortalılık
statüsünün doğru belirlenmesi, prim günlerinin tespiti ve SGK kayıtlarının
incelenmesi birçok uyuşmazlığın çözümü açısından önem taşır.
Hizmet Tespiti
Sigortasız
çalıştırılan veya çalışması SGK'ya eksik bildirilen kişiler bakımından hizmet
tespiti uyuşmazlıkları gündeme gelebilir.
Bu tür
uyuşmazlıklarda;
- işyerinin kayıtları,
- bordrolar,
- SGK kayıtları,
- banka ödemeleri,
- tanıklar,
- işyeri belgeleri
gibi
deliller önem taşıyabilir.
Hizmet
tespiti davalarında süre ve hak düşürücü süreye ilişkin özel düzenlemeler
bulunduğundan somut olayın tarihleri dikkatle incelenmelidir.
İş Hukukunda Zamanaşımı
İşçilik
alacaklarının tamamı için aynı zamanaşımı süresinin uygulanması söz konusu
değildir.
Talebin
türüne göre farklı düzenlemeler bulunabilir.
Bu nedenle
kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ve yıllık izin gibi
talepler bakımından zamanaşımı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İş Hukukunda Deliller
İş
uyuşmazlıklarında işveren kayıtları kadar işçinin elindeki belgeler de
önemlidir.
Örneğin;
- iş sözleşmesi,
- bordrolar,
- banka kayıtları,
- SGK hizmet dökümü,
- puantaj kayıtları,
- giriş-çıkış kayıtları,
- e-posta ve mesajlaşmalar,
- izin kayıtları,
- görev yazıları
uyuşmazlığın
çözümünde önemli deliller oluşturabilir.
Sonuç
İş ve Sosyal
Güvenlik Hukuku, çalışma ilişkisinin başlangıcından sona ermesine ve sonrasında
ortaya çıkabilecek sosyal güvenlik haklarına kadar geniş bir alanı
kapsamaktadır.
Bir iş
uyuşmazlığının sağlıklı şekilde değerlendirilmesi için yalnızca iş
sözleşmesinin değil, çalışma sürecinin tamamının incelenmesi gerekir.
Özellikle
fesih tarihi, çalışma süresi, ücret, SGK kayıtları, çalışma düzeni, iş kazası
veya meslek hastalığının oluşum şekli ve tarafların elindeki belgeler birlikte
değerlendirilmelidir.
Başlıca
hukuki kaynaklar:
4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve güncel Yargıtay kararları.