Sigorta Hukuku

Tüm hizmetler

Sigorta hukuku; sigorta sözleşmesinin kurulmasından rizikonun gerçekleşmesine, hasarın değerlendirilmesinden sigorta bedelinin ödenmesine kadar taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen hukuk dalıdır.

Sigorta ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar yalnızca sigorta şirketinin ödeme yapıp yapmayacağı ile sınırlı değildir. Poliçenin kapsamı, teminatın niteliği, teminat dışı haller, rizikonun gerçekleşme biçimi, sigortalının yükümlülükleri, zarar miktarı, kusur durumu, illiyet bağı, zamanaşımı ve başvurulabilecek hukuki yolların tamamı birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle trafik kazaları sonucunda ortaya çıkan maddi ve bedensel zararlar, sigorta hukukunun uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık alanları arasındadır.

Bu nedenle bir sigorta uyuşmazlığının değerlendirilmesinde yalnızca sigorta şirketinin hasar dosyasındaki tespitlerin esas alınması yeterli olmayabilir. Poliçe hükümlerinin, ilgili mevzuatın, olayın oluş şeklinin ve gerçek zararın birlikte incelenmesi gerekir.

Sigorta Hukukunun Temel Hukuki Kaynakları

Sigorta ilişkileri bakımından temel düzenlemelerin başında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukuna ilişkin hükümleri ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu gelmektedir.

Bunun yanında uyuşmazlığın niteliğine göre Türk Borçlar Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, ilgili yönetmelikler, genel şartlar ve diğer özel düzenlemeler de uygulama alanı bulabilir.

Özellikle zorunlu sigortalar bakımından yalnızca genel sigorta hükümlerinin değil, ilgili zorunlu sigortaya ilişkin özel düzenlemelerin de incelenmesi gerekir.

Bu nedenle bir sigorta uyuşmazlığında “poliçede ne yazıyor?” sorusu kadar, poliçe hükmünün hangi mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği de önem taşır.

Sigorta Sözleşmesi Nedir?

Sigorta sözleşmesi, belirli bir riskin gerçekleşmesi nedeniyle ortaya çıkabilecek ekonomik sonuçların sözleşmede öngörülen şartlar çerçevesinde sigortacı tarafından karşılanmasını konu alan bir sözleşmedir.

Sigorta ilişkisinde;

  • sigortacı,
  • sigorta ettiren,
  • sigortalı,
  • sigortadan menfaat sağlayan kişi

aynı kişi olabileceği gibi farklı kişiler de olabilir.

Bu kişilerin hukuki konumlarının birbirinden farklı olması, özellikle tazminat taleplerinde önem taşır.

Bir uyuşmazlık ortaya çıktığında öncelikle hangi kişinin hangi sıfatla talepte bulunduğunun belirlenmesi gerekir.

Poliçe Kapsamı Nasıl Belirlenir?

Sigorta uyuşmazlıklarının en önemli aşamalarından biri, meydana gelen olayın poliçede güvence altına alınan riziko kapsamında bulunup bulunmadığının belirlenmesidir.

Bu değerlendirme yapılırken yalnızca poliçenin ilk sayfasında yer alan teminat başlıklarına bakılması yeterli değildir.

Poliçenin;

  • özel şartları,
  • genel şartları,
  • ek teminatları,
  • teminat limitleri,
  • muafiyetleri,
  • istisna hükümleri

bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Örneğin bir poliçede belirli bir teminatın bulunması, meydana gelen her türlü zararın aynı kapsamda karşılanacağı anlamına gelmez. Rizikonun gerçekleşme biçimi ve sözleşmede öngörülen koşullar ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle sigorta şirketinin bir talebi reddetmesi halinde, ret gerekçesinin poliçe ve mevzuat hükümleriyle uyumlu olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Sigorta Şirketinin Ödeme Yapmaması veya Eksik Ödeme Yapması

Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta şirketine gerekli bildirimlerin yapılması ve hasar dosyasının oluşturulmasıyla birlikte sigorta şirketinin değerlendirme süreci başlar.

Ancak sigorta şirketinin yaptığı değerlendirmenin her durumda zararın gerçek miktarını kesin olarak ortaya koyduğu kabul edilemez.

Özellikle;

  • hasarın kapsamının eksik belirlenmesi,
  • kusur oranının hatalı değerlendirilmesi,
  • maluliyet veya iş göremezlik durumunun doğru belirlenmemesi,
  • gelir hesabının hatalı yapılması,
  • destekten yoksun kalma zararının eksik hesaplanması,
  • teminat kapsamının dar yorumlanması

gibi nedenlerle sigorta şirketinin yaptığı ödeme ile gerçek zarar arasında fark bulunabilir.

Bu durumda yapılan ödemenin hangi hukuki ve teknik hesaplamaya dayandığının incelenmesi gerekir.

Sigorta şirketinin ödeme yapmış olması da her durumda uyuşmazlığın sona erdiği anlamına gelmez. Ödemenin niteliği, kapsamı, hangi zarar kalemleri için yapıldığı ve tarafların bu ödeme nedeniyle herhangi bir hak kaybına uğrayıp uğramadığı somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.

Sigorta Uyuşmazlıklarında Hangi Belgeler Önemlidir?

Bir sigorta uyuşmazlığında olayın niteliğine göre değişmekle birlikte aşağıdaki belgeler önem taşıyabilir:

  • sigorta poliçesi,
  • hasar dosyası,
  • sigorta şirketiyle yapılan yazışmalar,
  • hasar ihbar belgeleri,
  • kaza tespit tutanağı,
  • bilirkişi raporları,
  • kusur raporları,
  • sağlık kurulu ve maluliyet raporları,
  • hastane ve tedavi belgeleri,
  • gelir ve çalışma durumunu gösteren belgeler,
  • ödeme belgeleri,
  • sigorta şirketinin ret veya ödeme yazıları,
  • varsa daha önce yapılmış başvuru ve kararlar.

Belgelerin yalnızca varlığı değil, hangi iddiayı ispatladığı da önemlidir.

Örneğin bir sağlık raporunun bulunması, tek başına tazminat miktarını göstermeyebilir. Aynı şekilde sigorta şirketinin ödeme yazısı da gerçek zararın kesin miktarını tek başına ortaya koymayabilir.

Sigorta Uyuşmazlıklarında Zamanaşımı

Sigorta hukukunda zamanaşımı bakımından bütün uyuşmazlıklara uygulanabilecek tek bir süre bulunmamaktadır.

Zamanaşımının belirlenmesinde;

  • sigorta türü,
  • talebin hukuki niteliği,
  • rizikonun gerçekleşme tarihi,
  • zarar görenin veya hak sahibinin hukuki konumu,
  • uygulanacak özel mevzuat

birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararlar bakımından özel düzenlemeler bulunduğundan, yalnızca genel bir zamanaşımı süresine dayanılarak değerlendirme yapılması doğru olmayabilir.

Bu nedenle zamanaşımı bakımından olayın tarihi ve talebin hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Sigorta şirketi ödeme yapmazsa ne yapılabilir?

Öncelikle uyuşmazlığın hangi sigorta türünden kaynaklandığı ve sigorta şirketinin ret gerekçesi belirlenmelidir. Somut olaya göre sigorta şirketine yeniden başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonu veya yargı yoluna başvurma seçenekleri gündeme gelebilir.

Sigorta şirketinin yaptığı ödeme yetersizse tekrar talepte bulunulabilir mi?

Ödemenin niteliğine, hangi zarar kalemleri için yapıldığına ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiye göre değerlendirme yapılması gerekir. Ödemenin gerçek zararı tamamen karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenmelidir.

Trafik kazasında yaralanan kişi sigorta şirketinden tazminat talep edebilir mi?

Kazanın niteliğine, sorumluluk durumuna, sigorta teminatına ve ortaya çıkan zararın türüne göre bedensel zararlara ilişkin talepler gündeme gelebilir.

Trafik kazasında ölüm meydana gelirse hangi zararlar talep edilebilir?

Somut olayın koşullarına göre destekten yoksun kalma zararı ve diğer zarar kalemleri gündeme gelebilir. Hak sahiplerinin durumu ve ölen kişinin destek ilişkisi ayrıca değerlendirilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu'na doğrudan başvurulabilir mi?

Kural olarak öncelikle ilgili sigorta kuruluşuna başvurulması gerekir. Sigorta kuruluşunun olumsuz cevap vermesi veya mevzuatta öngörülen süre içerisinde cevap vermemesi halinde, diğer şartlar da mevcutsa Tahkim Komisyonu'na başvuru gündeme gelebilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru ücretli midir?

Evet. Başvuru ücretleri ve tebligat giderleri bulunmaktadır. Ancak ücret tarifeleri değişebildiğinden başvuru tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'nun güncel tarifesinin kontrol edilmesi gerekir.

Sonuç

Sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, yalnızca sigorta şirketinin ödeme yapıp yapmayacağı üzerinden değerlendirilemeyecek kadar kapsamlıdır.

Bir sigorta uyuşmazlığında poliçenin kapsamı, uygulanacak mevzuat, rizikonun gerçekleşme şekli, kusur, zarar, illiyet bağı, teminat limitleri, ödeme ve ret gerekçeleri ile başvurulabilecek hukuki yolların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle trafik kazaları sonucunda ortaya çıkan bedensel ve maddi zararların belirlenmesinde, tıbbi, teknik ve hukuki değerlendirmelerin birbirinden ayrılması; her bir zarar kaleminin kendi hukuki niteliği içerisinde incelenmesi önem taşır.

Bu nedenle sigorta uyuşmazlıklarında sağlıklı bir hukuki değerlendirme yapılabilmesi için yalnızca tek bir belgeye veya sigorta şirketinin yaptığı hesaplamaya dayanmak yerine, olayın bütününün ve mevcut delillerin birlikte incelenmesi gerekir.

Başlıca mevzuat:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu • 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu • ilgili sigorta genel şartları ve ikincil mevzuat.

Güncellik notu: Sigorta mevzuatı, parasal sınırlar, başvuru ücretleri ve usule ilişkin düzenlemeler zaman içerisinde değişebildiğinden, somut bir uyuşmazlık bakımından güncel mevzuat ve ilgili kurum düzenlemeleri ayrıca kontrol edilmelidir.